İzmir Barosu'ndan IAEA'ya açık mektup: Gaziemir'deki radyoaktif kirlilik sorunu
İzmir Barosu, kamuoyunda 'İzmir’in Çernobil’i olarak bilinen Gaziemir’deki nükleer atık alanı ile ilgili Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na mektup gönderdi. Mektupta, tesiste “Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Sözleşmesi”nin açık bir ihlali olduğu vurgulandı.

EGEDESONSÖZ – İzmir’in Gaziemir ilçesinde, Aslan Avcı Kurşun Fabrikası tarafından yurtdışından getirilen radyoaktif maddelerin gömüldüğü tespit edildi. Ancak, bu maddelerin bertaraf edilmesi ve bölgenin temizlenmesi için yıllardır somut adımlar atılmadığı bildirildi. 2022 yılında, Türkiye Nükleer Düzenleme Kurulu tarafından EKOVAR A.Ş. adlı bir şirketin bölgenin çevresel iyileştirilmesi için görevlendirildiği ve bu şirketin çalışmalara başladığı biliniyor.
İzmir Barosu, bu tartışmalı durum hakkında bir mektup göndererek, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan (IAEA) yardım talep etti. Baro, Türkiye’nin Gaziemir’deki nükleer güvenlik sorunlarına karşı yetersiz kalmasını ve olaya dair uluslararası standartların göz önünde bulundurulmadığını vurguladı. Mektupta, Türk hükümetinin ve Türkiye Nükleer Düzenleyici Kurumu’nun (NRA), 2006’dan bu yana Gaziemir’deki hassas nükleer materyallerin kökenleri hakkında herhangi bir resmi soruşturma başlatmadığı belirtildi.
Göz AtınGaziemir’de çöp sorunu: Başkan açıklama yaptıİZSU’dan önemli açıklama: Hedefimiz bu gece suyu ulaştırmakGaziemir 30 Ağustos’a hazır: Etkinlik programı belli oldu!“Önemli Bir Nükleer Güvenlik Olayı”
İzmir Barosu, yazısında Gaziemir’deki Aslan Tesisinde ortaya çıkan radyoaktif atıkların, yasadışı bir nükleer malzeme ticaretinin parçası olduğunu ve bu olayın uluslararası güvenlik standartlarını ihlal ettiğini belirtti. Baro, IAEA’nın bu olayı derhal soruşturması ve Türk hükümetine, Aslan Tesisindeki gizli faaliyetlerin “Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Sözleşmesi”ne aykırı olduğunu bildirmesi gerektiğini ifade etti.
Ayrıca, bölgedeki tehlikenin büyüklüğüne dikkat çeken Baro, Gaziemir’deki terk edilmiş hurda metal ve kurşun geri kazanım tesisinde bulunan radyoaktif maddelerin yalnızca 50 metre uzağındaki bir ortaokulun hâlâ eğitim faaliyetlerine devam ettiğini belirtti. Bu durumun, bölgedeki radyoaktif kirlenmenin ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne serdiği vurgulandı.
Uluslararası İşbirliği ve Türkiye’nin Sorumluluğu
İzmir Barosu, Türk hükümetinin sözleşmelere uyarak, çalınan ve yasadışı yollardan ele geçirilen nükleer materyallerin korunması ve kurtarılması için uluslararası işbirliği yapma ve ticarete karışanları cezalandırma yükümlülüğü olduğunu belirtti. Baro, IAEA’dan bu sorunun çözülmesi için daha fazla çaba göstermesini talep etti.
Son olarak, İzmir Barosu’nun mektubunda, Türkiye Nükleer Düzenleyici Kurumu’nun Gaziemir’deki Aslan Tesisinden alınan numunelere ilişkin nükleer spektroskopi analizlerine dair tüm belgeleri açıklaması gerektiği ifade edildi. Baro, Türkiye’nin IAEA ve diğer uluslararası kuruluşlarla birlikte, Gaziemir’deki tehlikeli nükleer maddelerin etkili bir şekilde bertaraf edilmesi için sorumluluk almasını beklediğini açıkladı.
Uluslararası Nükleer Güvenlik ve Türkiye’nin Sorumluluğu
Bu olay, Türkiye’deki nükleer güvenlik ve çevre yönetimi konusunda büyük bir soru işareti yaratıyor. İzmir Barosu’nun bu konudaki çağrısı, yalnızca Türkiye içindeki bir sorunu değil, aynı zamanda uluslararası toplumun dikkatini çekmeyi amaçlıyor. Gaziemir’deki nükleer malzeme ticareti ve çevresel felakete dair soru işaretleri devam ederken, bölgedeki radyoaktif kirliliğin önlenmesi ve temizlenmesi için daha güçlü adımların atılması gerektiği açıktır.







